Tam Sürüm Bilgini Göster : Yapma Bebekçilik


RaRe
09.09.2007, 03:37
GEÇMÃÃTEN GÜNÜMÜZE YAPMA BEBEKÇÃLÃK



Ãlk insanların bebek yapmasına neden olan olaylar doðada bulunan insana benzer şekillerdi herhalde. Bir dal parçasını, bir kemiði, bir taşı kendine göre şekillendiren ilk insan, yaptıðı bebeðin canlı olduðuna, ondan fayda ve zarar geleceðine inanmaktaydı. Başkalarına yapmayı tasarladıkları kötülükleri veya iyilikleri, bu bebeklerle hazırladıkları büyülerle yerine getirmeye çalıştılar. Bu inançlar giderek kuvvetlendi ve yapılan bebekler en kıymetli madenlerden yapılmaya başladı. Bu bebekler tılsım taşıyan, dini anlamı olan, uður getiren ve koruyan bebekler olarak, ölüm olayında insanı yalnız bırakmadı. Ölen insanla, onu sembolize eden bir bebek beraber topraða verildi. Amaç, ölen kişinin öteki dünyada da bu sembol tarafından korunmasıydı. O nedenle en eski bebekler mezarlıklarda bulunmuştur.

Temas büyülerinde gözleri, karınları şişlenen yapma bebekler, kötülük yapılmak istenen kişinin yerine konulurdu. Eskimo ve Kızılderililer tarafından ise nazardan korunmak amacıyla kullanıldı. Baðdat’ta bebek şans olarak kabul edilirdi. Ãran ve Suriye’de evlenme yaşına gelen kızlar pamuktan yapılmış bebekleri pencereye asarlardı. Afrika’da uðurlu sayılan bebek, buluð çaðına gelen her kız çocuðuna, çocuðu olması dileðiyle verilirdi. Bazı toplumlarda ise bebeklerde cinlerin bulunduðuna inanıldıðından çocuklara oynamak üzere verilmezdi.

Ülkemizde de taklit ve temas büyülerinde kullanılan bebeðe genel olarak bebek denilse de, bir çok yörede “gelin”,”güççe”,”korçak” veya “kurçak” da denmektedir. Çocuðu olmayan kadınların göbeklerine bezden bir bebek yapıp baðlamaları, yine beşik kurarak yapma bebek sallamaları, yaðmur dualarında yapma bebeklerin üzerine su serpilmesi, düðün arabalarının önüne gelin gibi süslenmiş bir bebeðin oturtulması... Bütün bu uygulamalar taklit ve temas büyüleriyle cevap aranan isteklerdir.

Günümüzde ise bebekler, halk kültürünü tanıtma gibi somut bir görevle karşımızdalar. Kayseri Ãlinin Yeşilhisar Ãlçesine baðlı Aşaðı ve Yukarı Soðanlı Köylerinde üretilen “Soðanlı Bebekleri” olarak literatüre geçen bebekler, Kapadokya bölgesinde yoðun olarak karşımıza çıkıyorlar. Ardahan-Damal’da üretilen Damal Bebekleri, yine yurdun dört bir köşesindeler.

Yurdumuzda ve dünyanın çeşitli yerlerinde farklı malzemeler kullanılarak da üretilseler bebekler artık, ortak bir amaç için varlıklarını sürdürüyorlar. Ãçinden çıktıkları vatanın bir sembolü, simgesi durumundalar.

Ãstanbul Sultanahmet’te Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun sahip olduðu Yeşil Ev’in yanı başında olan Mehmet Cedit Efendi Medresesi’nde şimdiki adıyla Ãstanbul Sanatları Çarşısında pamuktan, kâðıt havludan, elektrik telinden mucizeler yaratıyor Selma YURTLU.
Selma K.YURTLU, Edirneli çok yönlü bir usta. 1986 yılında Kültür Bakanlıðı’nın düzenlediði “I. Folklorik Kıyafetli Yapma Bebekler Yarışması”nda birinci olan Lütfiye BATUKAN’ın öðrencisi. Diðer birçok öðrencinin ise ustası.

90’lı yıllarda yolu Mehmet Cedit Efendi Medresesi’ne düştüðünde ilk olarak ipek kumaş boyama kursuna katılmış. Kursa devam ettiði sürece de medresenin diðer odacıklarında yapılan işleri gözlemlemiş. Her biri canlıymış gibi kendine bakan bebeklerin bulunduðu odaya girdiðinde ilk olarak “işte bunu yapamam”diye düşünmüş. Bu düşünceyle, bebek yapmaya karar vermiş Selma YURTLU. Lütfiye BATUKAN’ın yanında dokuz ay kurs almış. Bu işte, bıkmanın mümkün olmadıðını, öðrenmenin ise sonunun olmadıðını anlamış. Yapılan her bebeðin araştırmaya dayalı olması nedeniyle üretime heyecan katması Selma YURTLU’ya on üç senedir bebek yaptırıyor.

Selma YURTLU’yla 2001 yılında yapmış olduðumuz derlemede, kendisi ilk olarak bu işe nasıl başladıðını sonrasında ise bebek yapmanın inceliklerini, malzemeleri, yapım aşamalarını tek tek anlattı.

Selma Hoca, bebekleri heykeltıraş titizliðinde yaptıðından anatomi bilgisinin şart olduðunu söylüyor. Vücut ölçülerini bilmeden bu işi yapmak güç, diyor. Sonra araştırmacı ve gözlemci olmak lazım. Biraz resim bilgisinin olması gerekiyor. Dikiş dikmesini, az da olsa oya yapmasını bilmek gerekiyor. Makyaj yapabilmek, biraz berber biraz da kunduracı olmak yapılan ürünü güzelleştiriyor. Bunlardan birinin eksik olması istenilen kalitede bebeðin ortaya çıkmasına engel oluyor.

Ana malzeme “kitre” denilen doðal bir yapıştırıcı. Bu doðal yapıştırıcı geven dikeni denilen bitkinin meyvesi. Dað eteklerinde, kıraç bölgelerde yetişen bir diken. Aktarlardan temin ediliyor. Su bazlı olan kitre,yaklaşık 24 saat suda bekletiliyor,yumuşak bir boza kıvamına geliyor. Yapıştırıcı olarak kullanılıyor. Sonraki malzemeler pamuk, kâðıt (havlu kaðıt), tel (elektrik ve telefon teli). Ana malzemeler bunlar.

Selma Hoca, yapacaðı bebeðe, yüz bölümüyle başlıyor. Ama, öðrencilerine ilk olarak sırasıyla el ve parmak yapımını, başı yapımını sonrasında ise kol, bacak ve başın birleşimiyle vücut yapımını gösteriyor.

Kafasında, yapacaðı insan tipini belirledikten sonra, bebekte vermek istediði ifadeyi iyi bir şekilde yakalamak için incelemelere başlıyor. Beyninde bir araya gelen görsel bilgilerle birlikte bebek başını yapmaya başlıyor. Kitrenin yardımıyla pamuða şekil veriyor. Ãekilleri bazen parmaklarıyla, bazen de (daha ince noktalarda) bir fırça arkasının yardımıyla veriyor. Yüzü oluşturmayla en önemli ölçeði eline almış oluyor. Yüzün büyüklüðü, elin, ayaðın ve doðal olarak vücudun yedi de bir orantısını oluşturmasını saðlıyor.

Yüz, el ve ayaklar, bunların hepsinin temelinde elektrik teli kullanılıyor, üstleri kaðıt havlu yardımıyla sarılıyor ve son olarak da ‘etleme’ denilen işlem pamuk ve kitreyle yapılarak hazırlanıyor. Uzuvları biten bebeðin gövdesi oluşturuluyor. Bu işlemde de kâðıt havlu kullanılıyor. Bir heykeltıraş titizliðinde çalışılıyor.

Ortaya çıkarılan bebeðin nasıl giydirileceði zaten yüz tipiyle belli olduðu için kıyafet tasarlamada zorluk çekilmiyor. Ortaya çıkarılan tip köylüyse kıyafeti ona göre hazırlanıyor. Yöresel ayrıntılar, farklılıklar gözden kaçırılmıyor. Yapılan bebek Saraylı Sultanları tipinde ise, parmaðındaki taşlı yüzüðünden, giydiði ipek şalvara, üstündeki cepkenin işlemesine kadar her ince detay düşünülerek hazırlanıyor. Kıyafetlerdeki kullanılan kumaşlar da çoðu zaman deðerli kumaşlar. Zarar görmüş bir kenara atılmış dokuma kumaş parçaları bebeklerin vücudunda tekrar hayat buluyor. Kısaca yapılan her bebek dönemine ve yaşam tarzına göre, gerçeðine en uygun bir şekilde yapılmaya çalışılıyor.

Bütün araştırma ve incelemesi yapılmış, malzemeleri hazırlanmış bir bebek, kitrenin kuruyup, çökmesi ve tekrar tamir edilmesiyle birlikte yaklaşık on günlük bir çalışmayla ortaya çıkarılabiliyor. Ancak, kimi bebeklerin bitirilmesi aylar hatta yıllar da sürebiliyor.

Selma Hoca’nın Trakyalı olması yaptıðı bebek tiplerine de yansıyor. “Herkes kendi tarzına göre, ruhuna göre, yaşantısına göre yaşamdaki görsel bilgilerine göre çalışıyor” diyor. Selme YURTLU, yaşamın hep eðlenceli kısmını seven bir insan. Doðal olarak da yaptıðı bebeklerde bir hareket oluyor. Koleksiyonunda dansöz tipinden, kına gecesinde eðlenen kadınlara, sepette taşınan sarhoş tiplemesine, saraylı hanımlara, kılıç kalkan ekibindeki bir sahneye kadar hayatın içindeki birçok kesimden insan tipi mevcut.

Yaptıðı bu güzelliklere karşın mütevazı bir kişiliði olan Selma Hoca’nın 1997 yılında düzenlenen “El Yapımı Milli Bebek Yarışması”nda yaptıðı Kılıç-Kalkan ekibinin Cenk sahnesiyle almış olduðu ikincilik ödülü bulunuyor.

Bu sanatla geçim saðlanabilir mi? diye sorduðumuzda; Selma Hoca’nın cevabı “hayır” oluyor. “Eðer yaptıðınız işe çok fazla sanat deðeri katarak çalışmak istiyorsanız geçinemezsiniz. Çünkü araştıracaksınız, üreteceksiniz ve ürettiðiniz model her zaman bir tane oluyor, ikincisi olduðu zaman bir kere yaptıðınız bebeðin deðerini kendi kendinize düşürmüş oluyorsunuz. Her ne kadar yüzleri bir birine benzemese de kalıp çalışmadıðımız için, yine de aynı tipi tekrarlamış oluyorsunuz, o yüzden deðeri düşmüş oluyor. Ãu an için evimi geçindirebileceðimi söyleyemem. Bu işle geçindiremem.”

Bu tür sanatların, kalitesini düşürmeden, daha çok yayılıp gelişebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlıðı’ndan destek bekliyor Selma Hoca. En azından ürün satış merkezlerinde bu bebeklerin sergilenebileceðini ve böylece yetiştirdiði insanları da yönlendirerek çoðalmayı, yayılmayı istiyor.

Yaptıðı bebekler daha çok dünyanın dört bir yanında bulunan bebek müzelerine gidiyor. Japonlar ve Amerikalılar tarafından alınıyor. Koleksiyonerlerin evlerini süslüyor. Türkiye’de bir bebek müzesinin olmamasına da üzülüyor Selma Hoca.

Bir de arzusu var Selma Yurtlu’nun; doðup büyüdüðü Edirne’de bir bebek sergisi açabilmek. Edirne halkına bu sanatı göstermeyi bir borç olarak düşünüyor.

Selma Hoca’nın ellerine, gözlerine saðlık diliyoruz. Umarız hayalleri gerçekleşir.

Sonuç olarak; her el sanatı ürününde olduðu gibi, her biri el emeði, göz nuru olan, üstlerindeki yöresel kıyafetlerle kültürel iletişimi saðlayan, Turizm alanındaki gelirlere katkısı olan folklorik bebekler de bizden daha fazla ilgi ve sevgi bekliyorlar.



Aysun Çobanoðlu,Folklorik Yapma Bebekçilik,Kültür Bakanlıðı,Ankara 1997